Bilenler bilir ekip olarak pek bir sosyalizdir. Bowlingler, masa tenisleri, pesler şöyle dursun yeni hobimiz korku temalı evden kaçış oyunları oldu. Rezervasyon yapılan günden itibaren sınırsız senaryolar kurulup, çeşit çeşit videolar izlendi.



Ama akıllara gelmeyen tek şey oyunun içinde oyun olduğunu unutacağımızdı. 

Ofisin En Yürek Yemişi Gözde Hanım



Klasiklere hiç girmek istemiyoruz ama malumunuzdur ki bayan arkadaşlar (ben de dahil olmak üzere) daha gideceğimiz gün gelmeden, 10 kere falan vazgeçip, yapamayacağım, çok korkuyorum söylemlerine başladı. Ama aramızda bir cesur vardı ki hepimize örnek davranışları onu ‘’kahramanımız’’ yapmıştı. Ama her şey oyun başlayana kadar.



Evden kaçış oyununa gidenler bilirler. Her oyunun bir teması, her evin bir konsepti ve korku öğesi vardır. Çok fazla yayınlamaktan kaçınsalar da oyuna gitmeden önce az çok neyle karşılaşacağınızı bilirsiniz (ya da neylerle). Bizim evin konsepti Şeytan’dı.



Ve Oyun Başlar...

Klasik o kapı açılır ve içeri girmeniz beklenir. Fakat o da ne? Kahramanımız ortalıkta yok. Bu tür korku temalı oyunlar genellikle 60 dakikadır ama hiç abartısız bizim içeri girmemiz 10 dakika sürmüştür. Kahraman Gözde Hanım oyunu başında bitirme niyetindedir.



Yapma etme içeri girdik. Daha önce edindiğimiz tecrübelerden tek farkı ışık hâkimiyeti sizde değil (yani elinizde etrafı aydınlatmanızı sağlayacak minnak bir fener yok) tamamen oyun ekibindeydi. Hal böyle olunca korku ikiye katlanmasın mı?

Oyunu ve ekibi baltalamamak adına isim vermiyoruz. Ancak oyun gerçekten beklentileri karşılayacak nitelikteydi. (çünkü ışık yoktu ) Şurası kesin ki insan görmediği her şeyden korkar e biz de etrafımızı göremediğimize göre epey korkuyorduk. Oyunun her saniyesinde nereden ne çıkacak şüphesi anlatılamaz.



Bir iki şifre üç beş kapı derken oyuna ısındık. Ama ısınamayan bir kişi vardı; Gözde hanım (kahramanımız). Hani haksız mıydı derseniz baya tartışırız. Durduğu hiçbir yeri ve hiçbir pozisyonu kabullenemeyen Gözde hanımın oyunun %90’ında gözleri kapalı olduğu için neden ya da neyden korktuğunu kimse anlayamadı :) 

Efsane Tabut Bölümü



Oyunda bir bölüm vardı ki en korkmayanımızı bile tedirgin etmeye yetti. Yalan yok (ben de dahil olmak üzere) herkes tabuta ilk girmeye itiraz etti. Çünkü neyle karşılaşacağını bilenimiz yok. İşgüzar ekip sona 1 bayan bırakmanın derdinde ve ilk erkeklerin tabuta girmesini istiyor. 3 bayan olduğumuza göre ee kim en son kalacak? Kahraman dediğinizi duyar gibiyim :) Maalesef yanıldınız. Oyunun 20 dakikası kimin sona kalacağını tartışarak geçti. Oyun bitsin, bitirin oyunu kalmayız nidaları evi inletmiştir sanıyorum. Baktılar bizden bir cacık olmayacak ‘’sona 1 erkek ve 1 bayan kalsın’’ şartımızı kabul ettiler.



Eller bağlanır, ışıklar kararır biri gelir biri gider ama gören yok (yahu açın şu ışıkları, ya da açmayın görmeyelim). Öyle ya da böyle oyunu bitirdik (80 dakikada). Bir daha gider miyiz? Evet. Yine korkar mıyız? Belki :) Şu bir gerçek ki bu tür konseptli oyunlar baya eğlenceli ve iyi stres attırıyor. Tabii 2. Oyun için ekibi ikna etmek oldukça zor olacak. Vol-2 çok yakında!
 
Oyunda Akılda Kalan Diyaloglar:

Gözde Hanım: En önde ben gidemem.
Gözde Hanım: En arkada beni bırakmayın korkuyorum.
Gözde Hanım: Ortada çok dikkat çekiyorum.
Ülkü Hanım (ben): Nerede duracaksınız Gözde hanım? (Beyin error)

---

Murat Bey: Telsizin ucunda kimse var mı?
Görevli: Sessizlik...
Murat Bey: Oradasın biliyorum!
Görevli: Sessizlik...
Murat Bey: İpucu versene pampa
Görevli: İpucu etrafında, dikkatli bak. (Oldu, sen ne işe yarayacaksın?)

   Paylaşmak güzeldir  :)